50% Mortgage

Feature Property

About Dalaman

Dalaman,Türkiye Güney Ege Böglesinde bulunan,gelişmekte olan bir Akdeniz kenti olup,28,000 Nüfuslu bir ilçedir.Bereketli bir ovada bulunan ilçenin bir tarafı güzelliği ile göz kamaştıran dağları,diğer taraftan el değmemiş sahillere sahip bir bölgedir.Kayalık ve ıssız olan koylar,yat sahipleri tarafındanda sevilmektedir.

Muğla Dalaman Yaşam kenti 18 milyarlık projenin 3 milyar dolarını alt yapı yatırımları oluşturuluyor.5 Yıl içinde bitirilmesi öngörülen kentte 75,000 yatak hizmete giricek.Sadece kentte 37,000 bin 500 kişi çalışırken 200 bine ulaşacağı hesaplanıyor.

         

About Dalyan

caretta caretta
Dünyada soyu tükenmekte olan canlılar listesinde yer alan bu sevimli deniz kaplumbağaları, yumurtalarını bırakmak için Dalyan’daki İztuzu plajına geliyorlar. Fransa, İtalya ve Uzakdoğu ülkelerinde lüks yiyecek olarak tüketilmesinin yol açtığı aşırı avlanma Caretta Caretta neslinin neredeyse sonunu getirmiş. Dalyanlıların çabalarıyla şu an İztuzu plajı koruma altında. Hatta 1980 yılında yapımına başlanan Türk-Alman ortaklı bir otel temelleri atıldıktan sonra Dalyan halkının, burada yaşayan yabancıların, Doğal Hayatı Koruma Derneğinin ve çeşitli çevre kuruluşlarının çabalarıyla inşası engellenmiş ve otel yıkılmış.

Caretta Carettaların boyları 115 ile 150 santim arasında değişiyor kiloları ise 70 ile 90 kilo ağırlığında, kabugu toprak, karnı ise turuncu (oranj) rengindedir.Genellikle yosun yiyerek beslenen Caretta Carettalar koloniler halinde yaşıyorlar. Ömürlerinin 70 yıl olduğu tahmin ediliyor. Normalde 2-3 yılda bir yumurta yapan Caretta Carettalar tenis topu büyüklüğündeki yumurtalarını arka ayaklarını kullanarak açtığı çukurlardan birine gömüyor. Çeşitli çukurlar açan kaplumbağa (Belki yumurtaların hangi çukurda olduğunun belli olmaması için, belki de nem oranını kontrol ederek en uygun yeri seçiyor) 80 ile 100 arasında yumurtalarını bu çukurlardan birine gömüyor. Yumurtlama süresi saatlerce sürüyor ve anne kaplumbağa çok zorlandığı için sürekli gözyaşı döküyor. İztuzu plajında kuluçka dönemi Mayıs Temmuz ayları arasındaki 55-60 günlük zaman aralığıdır. Ortalama 28.5 dereceye kadar sıcaklıkta erkek, 32 derecede ise dişilerin temmuz ayı başlarında yumurtadan çıktığı ve bu olayın eylüle kadar devam ettiği gözlenmiş. Bırakılan yumurtaların pek çok doğal düşmanı var bunların başında ise tilkiler geliyor. Koklayarak yumurtaları bulan tilkiler bu değerli yumurtaları yok ediyor. Yumurtadan çıkan yavrular doğal bir içgüdüyle denizden yansıyan ışığa doğru harekat ederek yaşayacakları yöne ilerliyorlar. Ancak yinede birçoğu yolunu şaşırıp susuzluktan ölüyor. Denize ulaşanların bir çoğu da yengeçlere, balıklara ve kuşlara yem olmaktan kurtulamıyor. Uzmanlar her yüz yumurtadan 1-2’sinin yaşamasının bu canlıların neslini sürdürmesinde yeterli olduğunu söylüyorlar. Yumurtadan çıkan yavrular eğer çevrede başka bir ışık yansıması varsa ölümlerine neden olacak yanlış hedeflere yöneliyorlar. Bu nedenle gün batımından doğuşuna kadar İztuzu kumsalına girmek belediye tarafından yasaklanmış.


                                       
dalyan deltası
Dalyan’a gelip de deltada tekne turu yapmadan dönmek olmaz. Doğa harikası Dalyan deltasının nefes kesici panoramasını, dev bir labirentin içindeymişsiniz yada yukarıdan bakıldığında dünya haritası üzerindeymişsiniz hissini veren sazlıkların büyüsünü yaşamadan, doğayla iç içe olmak nedir sorusuna kesin bir yanıt veremezsiniz.
Sazlıklar arasında tekne yol alırken yanı başınızda yükselen yalçın kayalıklı dağların ihtişamı size doğanın burada tüm cömertliğini sunduğunun bir kanıtıdır adeta. 180 çeşit kuş türünün yaşadığı sazlıkta aniden karşınıza çıkıp size balık yakalamak nasıl olur gösterisi sunan, uzun gagalı, rengarenk kuşun adı yalıçapkını. Dünyanın pek çok yerinden gözlemciler bu tür nadir görülen kuşları görmek için Dalyana geliyorlar. Su o kadar duru ki kanalda yüzen balıkların yolculuk boyunca tekneye eşlik edişini izleyebilirsiniz.

Nehrin üzerine kurulu bar, restoran, cafe gibi yerler tek katlı ve manzarayla uyum içinde. Tabi en güzel manzaralardan biri ise İztuzu tarafına doğru giderken sağda kalan tarihi Kral mezarları. 3000 yıldır ayakta duran ihtişamlı görüntüsü karşında insanın nutku tutuluyor. Kral mezarlarında önceden dolaşmak serbestmiş ama son zamanlarda yapılan tahribat nedeniyle son 4 yıldır kral mezarlıklarında dolaşmak yasaklanmış.

Sağ tarafınızda tarihi Kaunos kentinin surlarını görebiliyorsunuz. Tekne ilerledikçe yön duygunuz tamamen kayboluyor şimdi sağa sapacak derken bir bakıyorsunuz ki tam tersi yöne kırıyor kaptan dümeni. Coğrafi şartlardan dolayı dalyan deltasında kıvrımlar ve göller oluşmuş zamanla. Dalyan deltasından denize doğru ilerledikçe Ege’yle Akdeniz’in buluştuğu, ister tatlı suda, isterseniz tuzlu suda yüzebileceğiniz dünyanın en iyi ikinci doğal plajı seçilen İztuzu plajına ulaşıyorsunuz.

Deltadan yukarıya doğru ilerledikçe ise Köyceğiz gölüne gidiyorsunuz. Eğer günlük turlardan biri ile yolculuk yapıyorsanız delta üzerinde turların çamur banyolarından sonra ikinci uğradıkları nokta Köyceğiz Gölü. Tam gölün ortasında demirliyor tekne ve sizde tatlı sularda yüzmenin keyfini çıkarıyorsunuz.

Bu arada Dalyan deltasında gezerken karşınıza çıkacak olan dalyanlara da ( balık üretme çiftlikleri ) şaşırmayın.



çamur banyosu
Köyceğiz Gölü’nün Dalyan Deltası ile birleştiği noktaya yakın bir yerde güzellik çamuru. Dalyan iskelesinden kalkan günlük turların ilk uğradıkları nokta. Dustin Hoffman ve Sting’in de 90 lı yıllarda uğradıkları yer. Doğal çamurun oluştuğu yerde işletme yapımına şu ana kadar izin verilmemiş. Ancak daha çok ziyaretçi alan bölgede ise bilimsel açıdan vücuda sürülen çamurun bir faydasının olduğu şu ana kadar ortaya konulmamış ama genede bu bölgede yaşayan insanlar tarafından söylenenleri yazmadan geçemeyeceğiz. Söylenen o ki çamurun üzerinizde kuruması sonucu teniniz geriliyor ve kırışıklıkları belli seanslar devam edildiği takdirde azaltıyor. Çamur maceranızdan hemen sonra gene işletme içinde yer alan sıcak su kaynağına giriyorsunuz. Kaynağın, romatizmaya, bel rahatsızlıklarına, siyatiğe iyi geldiği söyleniyor. Bizim gözlemlediğimiz kadarı ile sürülen çamurun vucüd üzerinde fiziksel değişiklik ve orada bulunan ziyaretçiler arasında bir animasyon yarattığı bir gerçek. Bölgede birbirlerinin çamurlu hallerini gören turistler şakalaşıyor ve bol bol fotoğraf çektiriyorlar. Sanırız bölgede bu sayede eğlenceli bir aktivite kazanıyor.


iztuzu plajı
Carreta caretaların güvenip, yavrularını emanet ettikleri ender plajlardan birisi İztuzu plajı. Dünyada doğallığını koruyan ikinci plaj olma ödülüne de sahip İztuzu, tam bir doğa harikası. Bir tarafı tatlı su diğer tarafı Akdeniz olan bu kumsalın bir benzerinin olmadığı söyleniyor. Denize dikey uzanan dağların dibinden başlayıp, dalyan deltasının ağzını kapatan plajın kumları altın sarısı ve incecik. Deniz ise kristal berraklığında. Sığ bir kıyıya sahip olan İztuzu plajı, yürürken ayaklarınızın altında kadifemsi bir tad bırakıyor.

İztuzu antik çağda kaunoslar tarafında kullanılan bir limanmış. İztuzuda bulunan bir yazıttan antik çağda burasının bir gümrük kapısı olduğu ve Kaunosluların tuz, köle ve tuzlu balık sattıkları belirlenmiş.

Plajda sizi bekleyen bir sürpriz de denizle kumsalın dansı. Denizin etkisiyle oluşan görüntüler, doğada yaratıcılığın sınırsız olduğunun güzel bir kanıtı. Pilajın uzunluğu 5400 metre. Soyunma kabinlerinin dışında hiçbir yapılaşmaya izin verilmiyor. Ayrıca Caretta Caretta yumurtalarına zarar vermemesi için sahile kedi, köpek gibi evcil hayvanlar sokulmuyor. İşaretli yerlere şemsiye yerleştirmekte yasaklanmış.

İztuzu plajına iki şekilde ulaşılıyor. Dalyan rıhtımından kalkan teknelerle sazlıklar arasında 35-40 dakikalık keyifli bir yolculuktan sonra plaja ulaşıyorsunuz. İkinci yol ise Dalyan postanesinin yanından kalkan minibüsler. Sulungur gölünü dolaşıp çam ağaçlarının arasında gelinen bu yolculukta oldukça keyifli. Ancak bize sorarsanız tercihinizi teknelerle olmalı, hem plajda çıkılan nokta daha güzel hemde yolculuk teknelerle iztuzuna daha keyifli.

Doğa harikası İztuzu plajında dolaşırken gölgenizi dahi kıskanıyorsunuz.



kaya mezarlıkları
Kimi yerler vardır tarihin tüm ihtişamını somut bir şekilde gözler önüne sererler.Tarihin kuramsalı değil somut kanıtlarıdırlar onlar.

Dalyan’da bulunan kral mezarlarını gördüğünüzde tarihin büyüklüğü karşısında ruhunuzun ezildiğini hissedeceksiniz. Zamanın tüm acımasızlığına karşı bin yıllardır ayakta kalan, geçmişin sırlarını geleceğe taşıyan ölümsüz kral mezarları. Kral mezarlarına baktığınızda taşların dile geldiğini düşünüyorsunuz. Devasa kayalar oyularak şekillendirilmiş hayret verici bir incelikte oyulmuş.Denize yer yer 80 derecelik açılarla yükselen kayalık dağların içleri oyularak yapılmış olan mezarlar aklın sınırlarını zorluyor.
Arkeologlara göre bu mezarlar antik Kaunos kentinin zenginliği ve gücünün bir göstergesi. Bugün hala büyük bölümü siperlerine kadar 7-8 metre yüksekliğini korumaktadır. İon tapınağı görünümünde yontulmuş olan kaya mezarları içinde ölülerin konması için yan yana üç taş sıra bulunur. Anıt mezarların ön cephesini süsleyen İon sütunları zedelenmiş. Alınlıkların yalnızca birinde, yüz yüze bakan aslan kabartması dikkat çekici.



sultaniye kaplıcası
Dalyan eşsiz doğal güzelliklerinin yanı sıra şifa veren yer olarakta bilinir. Dünyanın bir çok yerinden buraya gelen ünlü konukları da bunun bir göstergesi. Yıllardır bel ağrıları,romatizma ve siyatikten çok çektiğini belirtip,buradaki kaplıcalara girdikten sonra ise tüm bu ağrılardan kurtulduğunu söyleyen insanların sayısı azımsanamayacak kadar. Bu kaplıcaların başında ise Sultaniye kaplıcaları geliyor.

Köyceğiz gölünün güney batısında,Ölmez dağının eteklerinde yer alan Sultaniye Kaplıcaları, Dalyan’a 4 kilometre uzaklıkta. Rıhtımdan kalkan motorlarla gidiliyor. Türkiye’nin en yüksek (98.3) radyoaktif kaplıcası olan Sultaniye kaplıcası Radon değeri açısından dünyada Endonezya’daki kaplıcadan sonra ikinci sırada. Suyun sıcaklığı ise 39 derece. Kalsiyum klorür,kalsiyum sülfat,kalsiyum sülfür ve radon içerir.

Kaplıca suyunun bel ağrısı,romatizma, siyatik,nefrit,lumbago,nevtalfi, cilt ve kadın hastalıkları tedavisinde etkili olduğu söyleniyor. 21 günlük tedavi süresi uygulanan kaplıcada ilk başta 10 dakika olmak üzere günde iki kez banyo almak gerekiyor. Ayrıca içme suyu olarak kullanıldığında karaciğer,safra kesesi,bağırsak rahatsızlıklarına karşı iyi gelmekte.

Sultaniye Kaplıcasındaki su Kaunoslar zamanında kullanılmaya başlanmış. Daha sonra Bizanslılar tarafında konaklama yerleri yapılmış. Bu döneme ait liman ve binaların kalıntıları Köyceğiz gölünün suları altında.

About Göcek

GÖCEK HAKKINDA...

Eski adı ‘Kalimche’ olan Göcek, Telmessos (bugünkü Fethiye) ile Kaunos (bugünkü Dalyan) arasına kurulmuştur. Efsaneye göre, Ikarus’un, mahkum edildiği kuleden kaçmak için yaptığı ünlü uçuşundan sonra düştüğü deniz Fethiye Körfezi, Göcek bölgesindedir.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, Halikarnas Balıkçısı ve Azra Erhat’ın da içinde bulunduğu şair ve ressamlardan oluşan grubun bu turkuaz koylara yaptığı yolculuk olmasaydı, Göcek hala kendi halinde bir Anadolu sahil kasabası olarak kalmış olurdu. Daha sonraları ‘Mavi Yolculuk’ olarak adlandırılan bu geziden sonra, Göcek çevresindeki koylar ve adalar ün kazanmış ve yatçılar arasında gittikçe daha çok tanınır hale gelmiştir.

Göcek, görülmeye, yaşanmaya ve o tertemiz havasıyla teneffüs edilmeye değer, dünya harikası bir mekandır. Yeşil ve Mavinin hiç görülmeyen tüm tonlarının buluştuğu ve bir de bunlara doğanın kendi güzelliği eklenince oluşan ambiyansı bir düşünün... Hayallerde bile görülmesi mümkün olmayan muhteşem bir doğa harikasıdır bu minik belde. Dağların sıralanışı, koyların oluşumu ve o güzelim adaların oluşturmuş olduğu görüntünün ruhu ve gözü okşaması...


Bu minik beldenin güzelliği, daha merkeze gelmeden ve uçsuz bucaksız denize açılmadan; o yüksek dağlardan açılan yollardan tepeden bir kez görülmesi buranın atlanıp geçilmez bir güzelliğe sahip olduğu fikrini oluşturuverir zihinlerde. Hele ki birde görülüp keşfedildiğinde insanların müptelası haline geliverir. Güneşin doğuşu ve batışı da bambaşkadır burada. Kızılın o etkileyici, insanın aklını başından alan güzelliğine de ilk kez tanıklık edersiniz. Güneşin batıp gün boyu masmavi olan suları bir anda griye dönüştürüp ve ardından doğan ay’ın o griye dönüşen sularla ettiği dansı etkileyici bir manzara; insanı bulunduğu yerden alıp bambaşka hayallere götürdüğü de bir başka gerçek.

Son yıllarda Göcek doğa tutkunları ve uluslararası yatçılar için gittikçe önem ve şöhret kazanan bir mekana dönüşmüştür. En son model yatlardan küçük kayıklara kadar Göcek koyları dünya üzerindeki bütün yıl boyunca kullanılabilecek sayılı yerlerden biridir. Buna ek olarak Göcek, rüzgar, deniz ve hava sıcaklığı itibarı ile iyi bir görüş noktası olmaktan ziyade denize ilk açılış için dünyanın en iyi bölgesidir.

Belki en çok, sadece Türkiye'de görebileceğiniz sığla ağaçlarının çılgın yeşiliyle tanışmanın, Akdeniz'de olmanın tadına varacağınız adsız ve ıssız koylara aşık olacaksınız. Sizin gibi, bu koylara tutkun olan deniz kaplumbağalarını da unutmayın. Caretta caretta'lar ürkek bakışlarıyla denizi süzerken onlarla gözgöze gelebilirsiniz.

About Sarıgerme

   
  Dalaman Havaalanı'na yakınlığı ve modern konaklama tesislerinin hizmete girmesiyle bir anda popülerleşen bir turizm merkezi oldu Sarıgerme.Sırtını çamlara dayamış Sarıgerme sahilinde ince kumsalla çamların amansız mücadelesi sürmüş yüzyıllar boyu.

Yılın dokuz ayı güneşli günlerin yaşandığı Sarıgerme'de yılda dört mahsul alınıyor. Sıcaklık yaz kış 7 derecenin altına düşmediği gibi, şubat ve martta açan portakal çiçekleri çevreye adeta parfüm saçıyor. Sarıgerme'nin solunda ve sağında iki koy var ki, anlatılabilecek gibi değil. Sarsıla Koyu ve Aşı Koyu... Mısır Valisi Abbas Paşa'nın av köşkü olarak yapmak için niyetlendiği "İstasyon binası" ise, günümüzde devlet üretme çiftliği olarak kullanılırken, komik öyküsü ve doğal ortamı ile gezenlere keyif veriyor.

Dalaman Çayı'nın üzerinde taşınan tomruklar denize kaçmasın diye çayın deniz bağlantısı kapatılırmış. Bu işleme "Germe" deniyor. Dalaman Çayı'nın kollarından "Sarısu"da bölgenin deresi. İşte "Sarı" ile "Germe" birleşerek 4 yılda gelişip güzelleşen altın kumlu Sarıgerme ismini oluşturmuş.

Esas yerleşim Osmaniye Köyü, sahilden 450 metre içerde kurulu. Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Sarıgerme'yi cümlelerle çizmeye sahilden başlarsak; 7 km. uzunluğunda sığ mı sığ, geniş mi geniş bir kumsalı denizde de devam ediyor. Karşıdaki "Babaadası" uzak değil. Zirvesine çıkıp Sarıgerme sahiline koşan dalgaları seyredip, yere yakın dallarından dam oluşan ağaçların altına oturup da, denizden gelen süzülmüş rüzgarı dinlemek ve koklamak insana müthiş bir keyif veriyor. Babaadası, sahili dalgakıran gibi korurken, etrafında su sirkülasyonu oluşuyor. Babaadası'nın Sarıgerme yüzü aynı zamanda yatların korunağı ve Marmaris Göcek arasında dolaşan teknelerin ve yatların uğrak yerlerinden biri. Arkası ise, muhteşem kayaların yer aldığı bir balıkadam cenneti.

Sarıgerme kumsalının bir iki karış derinlikteki suyunda kilometrelerce yürüyebilirsiniz. Bilek ve dizinizi geçmeyen su tabanındaki kumlar, ayaklarınıza doğal masaj yaparken bacak kaslarınızı kuvvetlendirip vücuttaki tüm elektrik ve stresi alıp götürüyor. Ayağınızı bastığınız yerde ne bir çakıl taşı, ne de bir yosun parçası var. Böyle temiz ve sadece katıksız kumdan oluşan bir sahil şeridinin Türkiye'de inanın bir eşi benzeri yok.
Bundan on yıl önce Sarıgerme sahili, bahçesinde Pisilis antik kenti bulunan İberotel ve kumsalın en uç noktasındaki Magic Life Oteli arasında kalan bölüm sahipsiz ve bakımsızdı. O tarihte, "Bu sahile gidin." demek gerçekten okuyuculardan gelecek bir tepki riski taşıyordu. Fakat 1995 yılında Sarıgerme'deki siyasi partilerin ilçe teşkilatlarına mensup, farklı görüşteki kişileri, tek bir amaçla odaklanıp "SARÇED"i (Sarıgerme Çevre Eğitim Derneği) kurmuşlar.

Turizm Bakanlığı'nın pilot proje gösterdiği dernek çalışması sonucunda, sahil düzenlemesi yapılmış ve kumsala büfe, duş, wc, şezlong, şemsiye ve kabinler yapılmış. İki milyon lira giriş ücreti alınan kumsala, Osmaniye Köyü'nün içinden kalkan "çekçek" sayesinde kısa ama çok keyifli bir yolculuk sonunda ulaşabiliyorsunuz. Bu sayede lüks otellerin turistlere verdiği hizmetlerin aynısını burada da bulabiliyorsunuz.

NERELERİ GÖRÜLÜR, NELER YAPILIR?

Ortaca'dan 19 km. mesafede Sarıgerme sahili ve Osmaniye Köyü yer alıyor. Kilometrelerce uzanan kumsalı ile Sarıgerme'de sığ denizin erken ısınan suyu üst tabakaları sahile vuran dalgacıklarla taşınması sonucunda, hiç üşümeden deniz sezonunu her yerden önce açabiliyorsunuz. Sahilin karşısında bölgeye hava koridoru ve su sirkülasyonu sağlayan Babaadası zirvesine çıkıp, insan su sesi kadar etkileyici özelliğe sahip rüzgar sesiyle Sarıgerme sahilini ve mavi yolculuğa çıkmış teknelerini seyrederek dinlenebilirsiniz. Ayrıca deniz üzerinde filtre edilmiş iyot kokulu temiz hava insana zindelik kazandırıyor. Etrafınızı saran çam ormanlarını size çok farklı bir mekanda olduğunuzu hissettiriyor. Babaadası kıyıları sualtı dalışları, sörf, yelken, parasailing, banana, kano yapmanıza da olanak tanıyor.

Dalaman'da bulunan ve Mısır Valisi Abbas Paşa tarafından avcı köşkü olarak siparişi verilip, projelerin karışması sonucu Mısır'a yapılması gereken tren istasyonu olarak inşa edilen ve günümüzde Devlet Üretme Çiftliği olarak kullanılan bina ziyaret edilebilir.
Antik Şehir Pisilis İberotel Sarıgerme Park'taki anıtlar büyük ihtimalle antik şehir Pisilis harabeleridir. Coğrafyacı Strabon (M.Ö. y.y.) sonlarında Karya sahillerindeki küçük yerleşim merkezine değinmişler. O zamanlar Indos adı ile anılan (günümüzde Dalaman Çayı) nehrin ağzına yakın olan ve rüzgardan korunan bu koy güvenli bir liman oluşturmaktaydı. Roma Kralı Julian zamanında (M.S. 361-363) günümüze Pisilis hakkında sadece bir yazı ulaştırılmıştır.

Halen görülebilen haberler, duvarlarla çevrili şehir merkezi (M.S. 4.ve 6. yüzyıl ) bunun dışında kalan birkaç büyük yapı (M.S. 1. ve 3 . yüzyıla ait anıt mezarlar) ve mezarlık kısmına (M.S. 1.ve 3. yüzyıl) ayrılmaktadır. Kayalıklı bir tepe üstünde bulunan şehir merkezinde dar caddeler ve sokaklar, birbirine yakın, dar ve genellikle iki katlı evler görülmektedir. Zemin katlarında ahırlar, üst katlarda oturma odaları bulunmaktadır. Bir kısmının dışardan merdivenleri bulunmaktaydı. 50-70 cm. kalınlığındaki dış duvarlar taş, tuğla kırıkları ve horasanlar (Roma betonu = Opus Caementitium), damlar tahta kalaslardan. (kalaslar hala sıkça görülebilmekte) ve kerestelerden inşa edilmiştir. İçme suyu dağlardan bir su kemeri ile getirilmekte veya yağmur suları yeraltı sarnıçlarda birikmekteydi. Şehir duvarlarının yüksekliği yaklaşık 10 m., kalınlığı ise 3 m. kadardı ve bunlar da Roma betonundan inşa edilmişti (2 dış kabuk taştan ve duvarın içi gibi Horasan'dan). Şehrin yaklaşık dörtte biri güneydoğudan gelen göçmen kumullarla örtülmüştür.

Şehir duvarlarının dışında, otel bungalovlarının olduğu bölümde bir anıt mezarın heybetli taş kütle-temeli (Mezar tapınağı, belki zengin bir Romalı'nın aile mezarı, büyük ihtimalle krallık zamanından kalma ve restoranın doğusunda bir duvar kalıntısı tahminen yeni Romalılar'dan) bulunmaktadır.

Üçlü bazilikanın kalıntıları batı duvarının batısında ve "Büyük Nischen-Bazilika" kalıntıları kuzey duvarının kuzeyinde bulunmaktadır. Mezarlığın kalıntıları (tahminen krallık zamanının nekropolü) otel bungalovlarının güneydoğusundaki tepede görülmekte, kayalık arazide beşik tonozlu evler ve büyük bir hol dikkat çekmektedir. Sahilin önünde bulunan Babaadası'nda da bir Roma mezarlığının kalıntıları bulunmaktadır (zengin bir tüccarın aile mezarlığı!). Kare şeklindeki mozole içinde, bir hücre ve piramit şeklinde bir kiremit çatı yer alır.

NASIL GİDİLİR?

Ortaca ilçesine kara, hava ve deniz yollarıyla kolayca ulaşmak mümkün. İlçenin Dalaman Havaalanı'na uzaklığı 12 kilometre. Fethiye'ye 58 km., Muğla'ya 81 km., İzmir'e 307 km.,Ankara'ya 737 km., Antalya'ya 260 km., İstanbul'a 870 km. uzaklıktaki Ortaca'dan düzenli minibüs seferleri veya taksi ile 10 dakikada Osmaniye Köyü'ne buradan Sarçed projesi çerçevesinde ring seferi yapan turistik römorklu traktörler plaja Sarıgerme sahili, Pisilis antik kentine ulaşabilirsiniz. Dalyan ve Kaunos'a gitmek isteyenler Ortaca'dan 12 km. uzaklıktaki yöreye deniz veya kara yolculuğunu tercih edebilirler. Aşı-Sarıgerme, Aşı-İztuzu arasında kalan yollar için düzenlenen tekne turlarına katılma imkanı bulunuyor.

Narenciye deposu olan Ortaca'da nisan ve mayıs ayları narenciye çiçeklerin yoğun parfüm kokusu etkisinde kalırken, bölgede her türlü deniz ürünü bulunuyor. Sarıgerme'de oldukça uzuz olan balık çeşitleri arasında kefal, levrek, çipura, sazan, yılanı bulabilirsiniz. Havyar ve çiçek balı yöreye has lezzetleri taşıyor. Yemek için Sarıgerme'yi tercih ederseniz bahçe restoranları veya yazlık barlar uğrak yerleriniz olabilir. Bir tür deniz yosunu olan "Geren Otu", "Silcan Otu" rakı sofralarının vazgeçilmez mezelerinden. Deniz balıkları "Sarısu"da yakalanan "Mavi yengeç" diğer alternatifler.

Tel: +90 (0)252 692 53 98 Email:  Tasarımı: Turtle Webs, Dalyan
Tel: +90 (0)252 692 53 98 Email: info@dalamanturkishvillas.net Printed: Wed 07 Jan 2009 08:38 GMT